30 Haz 2008

Sirenler Efsanesi

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, gerçeküstü kahramanların yaşadığı, efsanelerin hükmettiği çağın en güzel canlıları denizkızlarıymış. Denizlerin bu peri kızları o kadar güzel, o kadar alımlılarmış ki kendilerine aşık edemeyecekleri hiçbir canlı yokmuş yeryüzünde. Hele seslerinin büyülü güzelliğinin sürükleyip esir edemeyeceği tek bir insanoğlu bulunmazmış bu güzel canlıların yaşadığı çağda. Orak adasının batı yönünde kendilerine küçük bir dünya kurmuş bu büyülü güzeller. Denizkızları, günbatımına doğru Siren Kayalarının üzerine çıkar nadide inci taneleri gibi yan yana dizilerek, güneşin adanın göğünün üzerinden çekip gitmesini büyük bir keyifle izlerlermiş. Akşam olunca, ay ışığının altında bronz heykelcikler gibi görünürlermiş. Denizkızlarının bu görüntüsünü kıskanan yıldızlar ve ay, kendilerini zorlar ve daha da parlayarak onların bu güzelliğinin önüne geçmek isterlermiş, kendi ışıklarıyla. Ancak beyhude çabaları sabahın ilk ışıklarıyla yok olurmuş. Denizkızları o kadar güzelmiş ki yedi denizde ve karada diğer bütün canlılar onlardan bir tanesini gördükleri zaman işlerini güçlerin bırakıp, bedenlerinin yarısı balık yarısı da kadın şeklinde olan denizlerin bu muhteşem yaratıklarının büyülü sesleriyle söyledikleri şarkıları dinlerlermiş. Hele bu denizkızlarının arasından bir tanesinin sesi o kadar güzelmiş ki, o bir şarkı söylediği zaman tüm zaman sanki dururmuş. Orak adasını bilen hiçbir denizci ,bu güzel canlıların büyüleyici sesinden bir şarkı duymadan geçmek istemezmiş buralardan. Ancak adanın etrafındaki keskin kayalıklar denizciler için bir ölüm tuzağıymış adeta. Denizkızlarının büyülü seslerini daha iyi duymak için kendilerinden geçen kimi gemiler bu sesleri daha yakından duymaya çalışıp adaya yaklaştıkları zaman bu keskin kayalıklar onların sonu oluyormuş. Keskin kayalara çarpan dev gemiler, küçük ceviz kabukları gibi kırılıp denizin karanlık sularına gömülüyormuş. Denizciler de o büyülü sesli güzel denizkızlarının söylediği şarkılarla gidiyorlarmış yeraltının dünyasına. Denizlerin bu güzel canlıları ,bu manzara karşısında daha da kederlenip, çok daha içli şarkılar söylerlermiş her giden geminin ve gemicinin ardından. Her zaman denizcileri bu kayalıklar hakkında uyarmalarına rağmen denizciler denizkızlarının büyülü seslerinin etkisinden kurtulamayarak yine de yanaşmaya çalışırlarmış adaya. Tarihin en büyük ve en destansı savaşlarından birisi olan Truva Savaşı bitmiş, Yunanlı denizciler, artık evlerine dönebilmek heyecanıyla açılmışlar denize. Büyük bir fırtına onların pek çoğunu birbirinden ayırmış ve hemen hepsinin yolunu da Siren Kayalıklarına düşürmüş. Hepsi de Truva'da kurtardıkları tatlı canlarını ,burada bırakmak zorunda kalmışlar. Tanrıların sevdiği kurnaz Odysseus da evine ve güzel karısına bir an önce kavuşabilmek için denizcileriyle çıkmış yola. . Fakat içinde büyük bir korku ve endişe varmış. Siren Kayalıklarında olup biten her şey hakkında bilgisi varmış, güçlü ve akıllı Odysseus'un. Kendisinin ve denizcilerinin de bu büyülü ses karşısında çaresiz kalıp denizin dibini boylamasından korkuyormuş. Denizler Tanrısı Poseidon'un bu kızlarının, kendilerine ölüm getirmesinden ödü patlıyormuş. Böyle korkular içinde kıvranırken baş danışmanı kahin Kirke'den akıl istemiş kurnaz Odysseus. Büyücü Tanrıça Kirke, uzun uzun düşünmüş ve sonra: "Bak" demiş, " Aklıma bir çare geliyor. Belki böylece kurtulabiliriz" Odysseus, büyücünün söyledikleri karşısında heyecanlanmış, "Çabuk söyle bana ey her şeyi bilen ulu kahin, nasıl kurtulabiliriz, bu güzel sesli, güzel yüzlü denizkızlarının bize getirecekleri ölümden" Büyücü Kirke ,kafasını sallamış ve cevap vermiş kurnaz Odysseus'a: "Askerlerine seni geminin direğine bağlamalarını söyle. Her ne sebeple olursa olsun, bağırmaktan ölsen bile seni çözmemelerini tembihleyeceksin onlara. Denizcilerinin de kulaklarını balmumu ile iyice kapatacaksın, ta ki hiçbir şey duymadıklarından emin oluncaya kadar. Siren kayalıklarına da yakın gitmemeyi emredeceksin onlara. Böyle yaparsan belki kurtuluruz"
Yazı Müziği: [ helldorado - a drinking song ]

29 Haz 2008

KETUM









aşıkken tamamlanır
düşmanken yarım kalan tehlike
ketum hançer, çiğ rüzgar
künyendeki kaza benim adım
yatışmaz artık içimde başlattığım hikaye
ben her yerden aşka çıkarım

ırsıdir aşk
babadan oğula geçtiği gibi
geçer bir aşktan diğerine
ruhumu beklet, dağı ertele
dönülmez sözler verdim
döndüğümde çaresine bakarım


MURATHAN MUNGAN

Yazı Müziği: [ Levent Yüksel - Med Cezir ]


Anamorphic sanat

Aşağıda gördüğünüz tablo Istvan Orovitze ait ve ismi Gizemli Ada. Yaptığı resmin merkezine dış tarafı ayna olan bir silindir yerleştirilip bakıldığında, ayna üzerinde bambaşka bir resim çıkıyor, bir portre. İşte bu Anamorphic Sanatı :)

Pandora'nın kutusu

Sık sık kullanılan "Pandoranın Kutusu Açıldı" ifadesinin anlamı nedir ?
Pandoranın kutusu söylentilerinin kaynağı nedir ?

"Kanla kızıllaşmış bir kartal gelecek,
Çağrısız bir konuk gibi çökecek şölene.
Gün boyunca gövdeni parçalayıp,
Kararmış ciğerini yiyecek öfkeyle"

Prometheus. Yunan tanrıları içinde belki de insanlara en yakın olanı. İnsanlara bir çok hediye vermiş ve karşılığında tüm tanrılarının öfkesini çekerek sonsuz işkencelere mahkum edilmiş iyi yürekli bir tanrı. Öncelikle kimdir bu Prometheus;


Zeus gelip de onları dünyadan sürmeden önce dünyayı büyük tanrılar olarak bilinen Titanlar yönetirmiş. Hem çok iri yapılı hemde çok güçlü olan bu büyük tanrıların sadece bir kaçı destanlarda isimleriyle anlatılır. Yer küreyi sırtında taşıyan Atlas yada dünyayı sardığına inanılan ırmak tanrısı Okeanos. İşte bu büyük titanlardan biri olan Iapetos un oğlu olan Prometheus da bu titan soyundan gelmektedir. Tanrıların tanrısı Zeus un babası da bu titanların en güçlüsü olan Kronos tur. Kronos daha Zeus doğduğunda onun kendi sonunu hazırlayacağını biliyordu ama kadere engel olamadı ve oğlu gelerek tahtından etti onu.


Prometheus un destanlarda girişi Zeusu kızdırması ve ilk kadının yaradılışıyla başlar. Zeus dünyayı Titanlardan temizleyip tüm tanrıları düzene soktuktan sonra yaradılış çağı başlamıştı. Yunan mitolojisi kaynaklı yaradılış efsanelerinin sonunda beşinci soy diye bilinen ve şu andaki bizim soyumuzun ataları olarak bilinenler yaratıldı. Ama sadece erkeklerden oluşmaktaydı bu soy. İşte bu çağda yaşayan beşinci soyun insanları Zeusu kızdırarak onlardan ateşi geri almasına neden olmuşlardı. Zeus o kadar kızdı ki insanlarda ateşle birlikte iyileşebilme özelliklerini de insanlardan aldı. Prometheus tanrıların tanrısına ilk burada karşı gelmiş ve tanrısal ateşi insanlara geri ulaştırmak için Olympos dağından çalmıştı.


Zeus, tanrıların tanrısı böyle bir ihaneti asla cezasız bırakır mı? Öyle bir oyun oynadı ki hem insanlara hem de Prometheusa. Tanrıların tanrısı tüm güzellikleri bir araya toplayarak ilk kadını yarattı. Zeus diğer tanrı ve tanrıçalardan onun için armağanlar vermelerini istedi. Aphordite güzelliğini , Athena zekasını, Apollon bilgeliği verdi. Ama hiçbir şey kadının merakının önüne geçmeye yetmedi. Bu yaratılan ilk kadına Zeus "herkezin armağanı" anlamına gelen Pandora ismini verdi. Bu güzel "felaket" yaratılınca Zeus onu yeryüzüne indirdi. Böylece kadınla erkek arasındaki büyük mücadele başlamış oldu.


Prometheus Zeusun yapacaklarını tahmin ederek kardeşi Epimetheus a tanrıların tanrısından gelecek armağanları almamasını söyledi. Çünkü Prometheus biliyordu ki öc alma isteğiyle yanan Zeus onun için çok büyük cezalar planlamaktaydı . Prometheus un tüm uyarılarına rağmen Pandora Epimetheus un sarayına ayak bastığında tüm uyarıları bir anda silmeyi başaran güzelliğiyle kralı kendine hemen hayran bıraktı. Sarayda yaşadığı günler boyunca kendisine Zeus tarafından verilen ve kesinlikle açılmaması emredilen sandık onun ilgisini hep çekti. İşte kadının merakı burada apollon un kendisine verdiği bilgelikten ve Athena nın kendisine verdiği akıldan daha önce geçerek Pandora yı pençesine aldı. Pandora tüm emirleri unutarak sandığı açtığında yaptığı hatanın ne kadar büyük olduğu geçte olsa fark etti. İnsanlığa zarar verecek olan hastalık, acılar, kederler, kötülüklerin tamamı çıktı ve insanlığa musallat oldu. Pandora son anda sandığı kapatmayı başardı ve sadece insanlığın elinde tek güzel şey kaldı: Umut. O günden sonra insanlar tüm kötülüklere umut ederek karşı durmayı başarmışlardır.


Bu Zeusun insanlığa verdiği cezaydı. Birde Prometheusa verdiği bir ceza vardı ki yıllarca sürecek. Prometheus Kafkas dağına büyük bir kayaya Ateşin tanrısı demirci ve tanrıların silahlarının yapıcısı Hephaistos tarafından yapılan kırılmaz büyük zincirlerle bağlandı. Zeus tarafından yaratılan büyük bir kartal her gün sabahtan gelecek ve vücudunu didik didik edip karaciğerini yiyecek, bu büyük acılar akşam vakti dinecek. Ama Prometheus un acısı çok uzun süre dinmemiş, titanlardan biri olan Prometheus ölümsüz olduğu için ölme lüksüne sahip değilmiş. Her gece tekrar vücudu kendini yenileyip eski haline geliyor ve yeniden kartal gelip ona acılar veriyordu. Zeus un bu acılı cezayı aslında Prometheus un bildiği bir sırrı ona söyletmek için verdiğine inanılır ama sır nedir yada Zeus bu sırrı onun ağzından alabilmiş midir kesin bir bilgi yok. Sonuç olarak uzun yıllar sonunda Zeus un efsanelere konu olan oğlu Herakles (Hercules) gelip zincirleri kırarak ve kartalı öldürerek Prometheus u serbest bırakmıştır. Aslında efsanelerde Heraklesin bunu yapmasını Zeusun bizzat istediği belirtilir ama ceza dan neden vazgeçmiştir işte bu sorunun cevabı verilmez.


Yazı Müziği: [ cocteau twins - Pandora ]


7 Haz 2008

5 Haz 2008

Bilmiyorsun, Biliyorum !



biliyorum, Bilmiyorsun


Bilmiyorsun sensiz her saniye nasıl da bi asra bedel..



aşkınla yanan ben

ben biliyorum..


Bilmiyorsun..

DenizEskisi - YG
--------------------------------------------

Yazı Müziği: [ Erkan Oğur - yarim senden ayrılalı ]

4 Haz 2008

Aşk Üstüne

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.

Sen, “Ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu yapmadın” diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. “Peki, o ne yaptı” deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. “Acılara tutunarak” yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki…. Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de çabası….

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…

Hayatı ıskalamaya lüksün yok senin…..

Nazım HİKMET



Yazı Müziği : [ Yeni Türkü - Çember ]




Elmacı Güzel

Nurettin Rençberin seslendirdiği, hani benimde çok sevdiğim anonim türkü :)

elma dizdim ırafa
yar gel bizim tarafa
beşi birlik yaptırdım le le
senin için sarrafa

amman elmacı güzel
başımın tacı güzel
amman elmacı güzel
sen bana acı güzel

gönlümdeki yaranın le le
sensin ilacı güzel

elmanın irisine
söz verdim birisine
kurban olayım yarım le le
saçının sarısına (örgüsüne)

amman elmacı güzel
başımın tacı güzel
amman elmacı güzel
sen bana acı güzel

gönlümdeki yaranın le le
sensin ilacı güzel

elma dalda sallanır
yel vurdukça allanır
o yarin yanakları le le
öpüldükçe ballanır

amman elmacı güzel
başımın tacı güzel
amman elmacı güzel
sen bana acı güzel

gönlümdeki yaranın le le
sensin ilacı güzel


Yazı Müziği : [ Nurettin Rençber - Elmacı güzel ]

1 Haz 2008

Sana bir şey olmaz







Ey sevgilim..!

Sevgini ve iltifatlarını o kadar bol israf etme!..


Bir gün iflâs edersin!..


Sana bir şey olmaz...
Belki ben mahvolurum...


bknz..>

Yazı Müziği: [ düş sokağı sakinleri - zaman siler herşeyi ]