30 Tem 2008

Özlüyor musun? sen de..şimdi..


Bilmem özlüyor musun sen de;

Bilmiyorum.

Özlüyor musun?
sen de..
şimdi..
denizeskisi - yg
Yazı Müziği: [ erdal erzincan - tutam yar elinden ]


29 Tem 2008

sensiz senin yanı..


Bakma bana öyle..
gidemiyorum sonra.
gidemiyorum,
sensiz senin yanına..
denizeskisi-yg

Bizi bir biz severiz, bizi bizden başkası sevmez..

Bizi bir biz severiz, bizi bizden başkası sevmez..

Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular

Tayfun TALİPOĞLU.

BU KIRLANGIÇLAR GİTMEMİŞLER MİYDİ?


Giden gelen yok. Bir titreşimdir bu.
Duragan fulyanın üstünde arı
Bir diyapozon gibi titremekte. Kırlangıç
Tarihsizdir. Belleğim sarsılıp duruyor denizde.
Martı bir uçta kanat, bir uçta ses.
Ya sabah, ya öğle. Gemici ve bulut,
Güneş ve yağmur kıl payı bir dengede.
Dolu bir boşluğu doldurup boşaltmak işimiz.
Ölülerle, gecelerle, sümbüllerle.

MELİH CEVDET ANDAY
Yazı Müziği: [ Candan Erçetin - Olmaz ]

25 Tem 2008

Hocam.com

Sadece üniversite öğrencilerinin üye olabildikleri kaliteli bir site. Arkadaşlarım aracılığyla inceleme fırsatı bulabildiğim hocam.com web sayfasını siz arkadaşlarım ve blog takipçilerime öneririm.

Sümbül


Bu güzel çiçeklere ait en eski hikayeye eski Yunan'da, Ovidios adlı şairin yazmış olduğu efsane de rastlıyoruz: efsaneye göre Hykinthos, Apollonun can ciğer arkadaşı olan bir gençmiş. Günün birinde tertip edilmiş bir disk atma müsabakası esnasında, Apollon'un atmış olduğu disk, kaza sonucu Hykinthosun başına isabet etmiş ve gencin ölümüne sebebiyet vermiş. Delikanlının başı, isabet eden disk sebebiyle bir çiçek sapı gibi kırılmış ve çimenler alkanlara boyanmış. Apollon arkadaşının cesedini kolları arasına alarak "Ah senin yerine keşke ben ölseydim" demiş. İşte o anda çimenler yeniden gövermiş ve Hykinthos'un öldüğü yerde şimdiye kadar görülmemiş güzellikte bir çiçek açmış. O andan sonra da bu güzel çiçeğe Hykintos, yani Sümbül denmiş.

23 Tem 2008

DENİZİN BALADI



gözlerin en bakışında
bir en deniz,
ve denizin en gözünde
bir bakış, o sensin deniz..

o bakışa ben baktım
deniz bakışındaydı, bıktım
bakışındaydı gözleri,
gözlerindeydi deniz...

ÖZDEMİR ASAF


Yazı Müziği: [ Aslı - Kördüğüm ]



Kronos


Cronos ya da Kronos, Yunan mitolojisinde titanların başıdır. Babası Uranus ve annesi Gaia'dır.
Annesi Gaia'nın yardımıyla, babasını alt ederek Tartarus'un derinliklerine hapsetmiş ve kendisi başa geçmiştir. Kronus'un başta olduğu bu çağa Altın Çağ denir.

Kronus, babasını yenerken ondan öğrendiği, kendisininde aynı kadere sahip olacağı gerçeğinden korktuğu için bütün çocuklarını yutmaya başlamıştır. Eşi ve kızkardeşi Rheia'dan olan Demeter, Hera, Hades, Hestia ve Poseidon (mitoloji)'u doğar doğmaz yutmuş, Rheia sonraki çocukları Zeus'u korumak için bir plan yaparak Kronus'a onun yerine bir taş yedirtmeyi başarmıştır. Zeus'u büyüyene dek İda dağında saklamıştır, Zeus büyüdüğünde babasını yenmiş ve kardeşlerini kurtararak hüküm sürmeye başlamıştır.ayrıca zeus genelde elinde ok tutan aşk tanrısına benzetilmiştir çünkü çocukluğunda oda yay kullanmış bir bebeğe benzemektedir

Nazgûl


Nazgûl, J.R.R Tolkien tarafından yaratılan Orta Dünya'da, Sauron'un en şeytani hizmetkarları olan hayali yaratıklar.

Nazgûl, kelimesi Kara Lisan'daki Nazg (yüzük) ve Gûl (tayf, ruh) kelimelerinden oluşan bir kelimedir. Bu yüzden Nazgûllara yüzük tayfları da denilir. Diğer isimleri Dokuz Süvariler, Kara Süvariler ya da kısaca Dokuzlar 'dır.

Sauron'un tek yüzüğüne bağlı olan dokuz sihirli güç yüzüğünü almış olan kudretli insanlardır. Başlarında Witch King of Angmar (Angmar'ın Cadı Kralı) vardır. Rivayete göre, aralarında witch king of angmar'ın da olduğu üçü Numenor kökenli krallardır. Kullandıkları silahlar fiziksel olarak bir üstünlüğe sahip değildir, asıl güçlerini etraflarına yaydıkları korku, zehirli nefesleri, duyulduğunda korku ve zayıflığa yol açan çığlıkları, ve korku salmaya yönelik kara sihirleri oluşturur. Tolkien bir mektubunda onlar hakkında şöyle demiştir; "Korkusuz olanlara karşı üstün bir fiziksel güçleri yok, ancak sahip oldukları dehşet ve korku, karanlıkta inanılmaz derecede artıyor."[1]

Yüzük savaşı sırasında cadı kral'ın ölümünden sonra, yüzüğün Kıyamet Dağı'nda yok edilmesi ile birlikte geri kalan nazgul'ler yok olmuşlardır

18 Tem 2008

Boğum - Doğum 2


  • Boğumdu, doğum diye bekliyorduk.Kah mutlu-sevecen; kah iki göz iki çeşme.Beklenen gelecek diye ümit büyütüyorduk; bilmeden, bataklıkta..

Ümit de bizi bekliyor sanıyorduk. DenizEskisi bir rüyada.
  • DenizEskisi - YG

Yazı Müziği: [ Rengin - Yalnız Gece ]


17 Tem 2008

8 Tem 2008

YÜZÜN




Güz sabahı buğusunda bir salkım üzüm mü avuçlarımdaki ne?

Ayışığı yansıyor yüzüne.
Ben böyle bulutsu yüzü, ben böyle ışıksı yüzü
bir onyedi yaşındakinde gördüm,
bir de şimdi düşümde.

AZİZ NESİN

Yazı Müziği : [ Üç Deniz Topluluğu - Yanar Oldu Deli Gönlüm ]





Elfler

Elfler, yazar J.R.R. Tolkien tarafından modern edebiyata kazandırılmış ve fantastik kurgunun en popüler öğelerinden biri haline gelmişlerdir.

Özellikleri arasında; katledilmedikçe veya kederden solmadıkça ölmezler, hiç bir hastalığa yakalanmaz ve uzun yolculuklarda "lembas" adını verdikleri yolazığını kullanırlar. Ateş yakmaz ve ağaç kesmezler yani insanların tam aksi yöndedirler.

Yaşayış tarzları olarak da, genelde doğa ile iç içe ve gelişimini doğa ile bir bütün olarak sağlayan bir halktır. Büyücülükle uğraşanları da vardır (galadriel, feanor gibi). Asil ve alçak gönüllülerdir, asla sözlerinden dönmezler.

Orta Dünya'da "mükemmel güzellik" gibi bir sembol oluşturabildikleri gibi, sıradan ırk olarak da değerlendirilebilirler (Unutulmuş Diyarlar'da olduğu gibi).

J.R.R. Tolkien'in, hayalî evrenine[1] dair yazmış olduğu notlardan derlenerek -oğlu Christopher Tolkien tarafından- hazırlanan "Silmarillion" isimli kitapta elflerin yaratılışları ve Arda'nın birinci çağında kötü Melkor'a karşı yapmış oldukları savaşlar anlatılır. Bu savaşlarda birçok elf, Angband'ın köleleri tarafından katledilir. Bunlar arasında ölene kadar "Yüce Noldor Kralı" olarak kalan, Beleriand'daki sürgünlerin efendisi Fingolfin de vardır. Fingolfin karanlık kuzey krallığın[2] hemen güneyinde ülkesi Hithlum'da yaşıyordu.

Eärendil'in Valinor'a yapacağı yolculuğa kadar elfler Morgoth'a karşı tam bir zafer kazanamadılar. Valar Eärendil'in isteğini kabul etti ve düşmanı zamandışı boşluğa yolladı ve Melkor ebediyen oraya hapsoldu, boşlukta gezinip durdu. Eärendil ise bir daha geriye dönmedi ve elflerin yol gösterici yıldızı olarak (bugünkü insanların çoğunun Venüs, Türklerin Zühre dediği ve Anadolu'da hem Sabah Yıldızı, hem Çoban yıldızı hem de Akşam yıldızı olarak bilinen) Dünya'ya en yakın gezegene dönüştü. Daha sonra "Númenórean" diye bilinen geçmiş insanların en bilge kavmi olarak kabul edilen Batılı insanların Büyük Deniz'in ortasındaki kıtaları Númenor'a giderlerken rehberleri Eärendil olmuştur. Gökte onun ışığını takip ederek kendilerine "Valar" tarafından armağan edilen kıtaya vardılar. Kıta helak edilip Orta Dünya'ya geri dönene kadar orada İkinci Çağ boyunca yaşadılar.

Tolkien'in hayalî evrenindeki dünya olarak bilinen Arda, Üçüncü Çağ'ın sonuna kadar elfleri barındırdı. Daha sonra elfler, yıldızları Eärendil'in ışığını takip ederek Valinor'a göç ettiler. Daha sonra Valinor, Arda'dan ayrıldı ve İnsanlardan gizlendi. Dördüncü Çağ'la birlikte insanların egemenliği başladı ve bugünlere gelindi.

7 Tem 2008

Yalancısın İnanamam


seher vakti evinize
vardım varmaz olayıdım
geçiyordum bağınızdan
geçtim geçmez olayıdım

yalancısın inanamam
gayrı sana güvenemem
yalancısın yalancısın sen

boz kayadan pınar akar
ondan içen çile çeker
azgın yarama kim bakar
sardım sarmaz olayıdım

mahsuni şerifim hali
aramızda kara çalı
gittiğin erkanı yolu
sordum sormaz olayıdım..
Yazı Müziği : [ Nevzat Karakış - Yalancısın İnanamam ]


2 Tem 2008

"Deniz" aynandır senin, kendini seyredersin


Sen, hür adam, seveceksin denizi her zaman;
Deniz aynandır senin, kendini seyredersin
Bakarken, akıp giden dalgaların ardından.
Sen de o kadar acı bir girdaba benzersin.


CHARLES BAUDELAIRE

Yazı Müziği: [ Nil Karaibrahimgil - AKBABA ]

1 Tem 2008

SEVİNCİN YARISI

Kuşlar yağmur yağdırır da
Yağmur güneşi vururdu ya
Ben sana gelirdim

Sevincin yarısı ağzımda
Zambağa birikir sabahlar
Ovalar atlara binerdi

Kulesine koşuşunca deniz
Cebimde geceden yıldızlar
Arılarla ballarla kanımda

Yüreğim avuç olurdu da
Sonra çeşme de olurdu ya
Mutsuz dönüşler ayında

Ben sana gelirdim

MELİH CEVDET ANDAY


Yazı Müziği : [ Levent YÜKSEL - Sen Anla ]