yol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Oca 2009

İHANETİN ARDINDAN

Kitlenir gece,
anlamsızlaşan sevdalar üşür.
Üşür denizin üstüne sırt üstü uzanan silüetin..
Karanlıkta bir sokak lambasının alevidir;

Bendeki, sen..

Sana senin kadar benziyen Kırlangıçlarda terk etmiştir limanları.
Hiç gidilmemiş bir yolun en keskin dönemecindeyim.

Bitsin derken artık her şey
Bitiremediklerinle;

Kendinle başbaşasındır...
Vursanda artık denizleri, simsiyah duvarına
Duvarın sensizdir.

Sen yoksunsundur, kendi kimliksizliğinden..!!!
Ve çürürken daha doğmamış çocukların ayak parmakları,

Gece bile küsmüştür...

Ve Gece Hiç bir karanlığın üstünü örtememenin sancısını çeker.

Bir yaprak daha dökülürken,
Suskun bir geminin terkedilmiş kamarasına

Üşürsün..
Bilirirm,

Dokunsam dersim gibi yanarsın
Yine de sevdalanrsın

Zap suyu kan kokarken
Hırcın bir kaya gibi
Amedden aşarsın kendini,
Mardine varmadan

Zaman vurur zamansızlığını,
Başka bir ihanetin, uğultusu kulaklarında çınlar..

Çınlar da,
Tüm yollar ihanetlerin başkentine çıkar...
Ve hala yastadır..

Yitirdiklerinin arkasından
Bakar, bakar, bakar...

Göremez asla kendini

Ateş küle sözünü
Sönerek vermiştir...!!!

Sönmüştür...

Ve sen hala yoksunsundur,

Kendi, kimliksizliğinden..
Tüm kimlikleri kirletilmiş,

Bir bahar havasında,
Vurup gecenin şafkına, Tüm şafakları katletmişsindir..

Hadi durma şimdi ağla...

Gökhan TUÇ
MARDİN-MART 2006

10 Eki 2008

YOLU YORDAMI YANLIZLIK OLANLARA

Kafamı kaldırıp şairlere bakıyorum şöyle
Misafirim oluyor birden Behçet Necatigil,
Penceremin kenarında uzaklara bakıyor Orhan Veli
Bir vapur geçiyor tenhalardan…

Sonra duvarımda mıh gibi işleyen Atilla İlhan’ın gözlerini görüyorum,
İki çift göz büyüyor gözlerinde…
Ölüyor birden, ruhu kan ağlıyor,
Bir aşkı bitirip çekip gidiyor, yüreğindeki çocuklarla Behramoğlu…

Bir kuşluk vakti; yalnızlığa yüzde yüz vurulmuş
Sabıkalanan şiirlerini, amansızca gözlerindeki alevle yakan Odabaşını görüyorum
Yılmaz yürüyor, geçmediğim sokaklardan...

Bakıyorum altıncı demli çayımı getiren çocuğun gözleri oluyor,
Aşık Veysel’in gözleri,
Gözlerinde Veysel’i görüyorum…

Kafamı kaldırıp dağlara bakıyorum, baharı getiriyor avuçlarında
Ahmed Arif…
Coğrafyaların terk edilmemiş kalıntıları arasında Aykan’ın
Kucaklayan bakışlarına gülümsüyorum…

Günü bıçak gibi kesen tren sesiyle uyanıyorum.
Garda Nazımı görüyorum,
Yitip giden aşklarına ağlıyor, sırtı bana dayalı.
Sonra binip gidiyor yalnızlığa,
Yasaklanmış ülkesinden,
Kızıla boyanmış gökyüzünde güneşi doğurmak için yola çıkıyor...!!!


Şairlerin en acemisini görüyorum sonra, şu bizim Gökhan‘ı
Oturmuş dört yol ağzında,
Kararsızlıkla iç içe girmiş beyninin damarlarını koparmaya çalışıyor,
Beceremiyor…
Sonra sarıp kaçak tütününü güneşin doğduğu yere gülümsüyor…

Nisan 2005—Mersin/Erdemli


>Gökhan TUÇ

24 Eyl 2008

gözlerinde yıldızları seyretmek !



Denizeskisi bir geceyi
gözlerinle görmek;

görmek seninle
uçsuz bucaksız
biryolu
ve yürümek.

sensiz senin yanında
gözlerinde..

yıldızları seyretmek.

umut etmek.!

denizeskisi - yg


Yazı Müziği : [ Zeki Müren - Yeşil Gözlerinden Muhabbet Kaptım ]

7 Tem 2008

Yalancısın İnanamam


seher vakti evinize
vardım varmaz olayıdım
geçiyordum bağınızdan
geçtim geçmez olayıdım

yalancısın inanamam
gayrı sana güvenemem
yalancısın yalancısın sen

boz kayadan pınar akar
ondan içen çile çeker
azgın yarama kim bakar
sardım sarmaz olayıdım

mahsuni şerifim hali
aramızda kara çalı
gittiğin erkanı yolu
sordum sormaz olayıdım..
Yazı Müziği : [ Nevzat Karakış - Yalancısın İnanamam ]